Eskitilmiş Yaz - Geceler Şimdi

Çift çenekli bir tohum gibiydi tohumu.  Çeneklerin biri ben, öteki O’ydu sanki. Yıllar önce yaratılmış gibi eski, hep çimlenmeyi bekliyormuş gibi heyecanlı. Nerde olduğunu, nereye gideceğini bilmeden tam da kalbime düşmüştü bu tohum. Su ve sıcaklığın yanında merak ve yakınlık ta istiyordu çimlenip büyümeye başlamak için. Çeneklerin, yani ikimizin arasında ilk bölünmesi gerçekleşmişti embriyonun. Birken iki oldu hücreler, ikiyken dört, dörtken sekiz... Bölündükçe çoğaldı hücreler. Çoğaldıkça hücreler, yardı tohumu, filizlendi, yeşillendi. Bir ara su bulamadı. Kuruyup, ölmeye yüz tuttuysa da yılmadı, savaştı. Arayıp bulamadığı suyun gücünün kendisinde var olduğunu keşfetti. Özel olduğunu anladı. Büyümek için dışarıdan hiçbir şeye ihtiyacı yoktu. Tüm güçlere sahipti zaten.

Büyüdü hiç yavaşlamadan. Bir fidana dönüştü. Gövdesi, dalları, yaprakları oldu. Sımsıkı tutundu, kök saldı kalbime. Yerini benimsedi, benimsedikçe daha da güçlendi. “Burası benim!” dedi. “Ben varım!” dedi. Damarlarında öz suyu yerine kalbimden emdiği kan dolaşmaya başladı. Kahverengi gövdesi siyaha, yeşil yaprakları kırmızıya dönüştü.

İki tip yaprağı var… Kalp şeklinde olanlar ve daire şeklimde olanlar… Kalp şeklinde olanlar duyguyu, daire şeklinde olanlar da mantığı, aklı simgeliyor. Kırmızı yaprakları, sinirlendiğinde alev olup yakıyor. Mutluyken huzur veriyor, o minicik haliyle yarattığı, şaşırtıcı bir şekilde çok büyük alana yayılan gölgesiyle. Gündüzleri karanlığa boğup, gecelere ışık saçabiliyor. Olduğu yer oldukça yaşayacağını, ölmeyeceğini, sürekli güçleneceğini biliyor. Kendisi oldukça O’nun da olacağını biliyor. O’nun oluşunun kendisinin var oluşundan kaynaklandığının ve bu sorumluluğun getirdiği yükümlülüklerin farkında. Hata yapmaması gerektiğini biliyor. Hata yaptırmaması gerektiğini biliyor. Yaşadığı kalbe ve kontrol ettiği akla hükmetmesini, yeri geldiğinde cezalandırıp, yeri geldiğinde ödüllendirmesini biliyor. Bunları yapa bilmek için yaşadığı kalbin onu beslemesi, kontrol ettiği aklın da kendisine isyan etmemesi gerektiğini de biliyor.

Şimdi halinden memnun bekliyor. Önünde uzun günler var. Gelecek günlerin ne getireceğini bekliyor umutla. Hep yaşamak, her zaman yaşamak, sonsuza kadar yaşamak istiyor. Umutla bekliyor, geleceğin güzel geleceğine inanarak. Her yeni güne, bundan sonraki hayatımın ilk günü olarak bakıyor, her gün özenli, her gün dikkatli… Arzularını erteliyor hata yapmamak için. İhtiyacı olanı bilip, sistemli olarak gelişiyor. Şimdi halinden memnun bekliyor. Gelecek günlerin ne getireceğini bekliyor umutla. Şimdi bekliyor. Geleceği…

Bize düşen onu beslemek, ona izin vermek, hızlı büyümesin için zaman zaman –her ne kadar acı verse de- budamak… O bizden daha güçlü. O bize değil, biz ona yardım etmeliyiz. Büyümesine, bizi kontrol etmesine müsaade etmeliyiz. Biz de onunla beraber beklemeliyiz. Geleceği, gelecek günlerin getireceklerini…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder